Avrupa'daki Staj Maceram I - Stajı Buluşum ve Planlar

(Bu resmi sırf anasayfadaki resim kutucuğu boş kalmasın diye koydum evet :P)

Daha önce hiç yurtdışına çıkmadım, hatta uçağa bile binmedim. Çok gezen biri de değilim, o yüzden gezdiğim şehirleri başka şehirlerle karşılaştırabileceğim bir gezi yazıları olmayacak bunlar, en azından şimdilik. Yazıları kimler okuyacak kestiremiyorum, Slovakya'ya gitmek isteyenler olabilir, IAESTE hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler olabilir, Budapeşte'ye gitmeyi düşünenler olabilir veya birileri görüp zevkine de okuyabilir. Bu yüzden bu yazıları günlük yazısı gibi yazacağım, bana yeni gelen her ayrıntıyı içine katacağım, paragraf paragraf yazacağım için isteyen gereksiz kısımları atlayabilir. 

Stajı nasıl buldum:

Bilmeyenler için; Bilkent üniversitesinde bilgisayar mühendisliği okuyorum ve an itibariyle ikinci sınıfı bitirdim. 2. ve 3.sınıfın yazında zorunlu stajımız var. 2. sınıf stajını ayarlamak kolay değil çünkü genelde tecrübesiz oluyoruz. (Benim ilk 2 senede yaptığım tek şey grafikleri güzel ama programlama kalitesi düşük tarih konseptli bir quiz oyunuydu.) 2. sınıfa gelince bunun derdine düştüm. Planım önce eşe dosta haber verip ardından bir yer bulamazsam yazın okulda kalıp Bilkent Cyberpark veya ODTÜ Teknokentte bir şirkette çalışmaktı. 

Bana ekimin ortasında bölüm sekreterliğinden bir mail geldi. IAESTE (International Association for the Exchange of Students for Technical Experience) diye bir organizasyon varmış. Yurtdışında staj imkanı sağlıyormuş. Gidiş gelişi biz karşılıyormuşuz ama maaş veriyorlarmış. (Tabii oradaki barınma ve yeme içmeye yetecek kadar) Fikir vermesi açısından Almanya'da 600 euro verdiklerini yazmışlar. Bizim okuldan geçen sene 4 kişi gitmiş. Şubatta iş teklifi gelecekmiş. Tabii bu şartları görünce ve yapmam gerekenin sadece adımı soyadımı gpa'imi vs. yazıp sekretere iletmek olduğunu görünce hemen başvurdum tabii. Ardından araştırdım. Ekşi sözlükten öğrendiğim kadarıyla ODTÜ'den Gana, Moğolistan, Suriye, Ürdün gibi yerlere staj imkanı sağlayan bir organizasyonmuş. Güldüm. (Laf aramızda Moğolistan olsaydı koşa koşa giderdim, oraya gitmek için bir daha fırsat elime geçmez ehehe.) Bilgisayarı kapatıp bir çay koydum.

Bir dönem bitti, şubat geçti, staj teklifi falan gelmedi. Ben de yavaş yavaş eşe dosta haber verip kendi imkanlarımla staj bulmaya çalışmaya başladım. Abimin arkadaşı yöneticimle konuşurum belki alır dedi fakat sonra cayarsan benim için sıkıntı olur burası birinci önceliğin olacaksa söyle dedi. Bunu garantilemek için 2-3 hafta bekledim, staj yerini hocaya onaylattım vs. Tam "Tamam abi hadi yapalım şu işi diyeceğim zamanda" (Nisanın başı) sekreterlikten IAESTE'nin gönderdiği iş teklifleri geldi.

İki tane pdf vardı. İlkine baktım, "IAESTE Slovakya" yazıyor. Kosice diye bir şehirde, üniversitede. Staj için gerekenlerde "Temel SW uygulamalarda veya Web-bazlı uygulamalarda iyi (C#, Delphi, Java vs.) birini tercih ederiz." yazıyor. Maaş haftalık 85 euro, haftada 35 saat iş. Staj alanında "Industrial logistics" yazıyor.
İkinci pdf de Slovakya, fakat hangi şehirde olduğu yazmıyor. (Sonradan öğreniyorum ki "University of Zilina" diye yazmışlar küçük küçük.) Maaş haftalık 75 euro, haftada 37.5 saat iş. Staj alanı bu sefer Computer Engineering. Gerekenlerde "Gömülü sistem programlama, 8 bit microcontroller programlama" gözüme çarpıyor. Staj işi ise networking, networking ekipmanları vs. Yazılan hiçbir şey hakkında bilgim yok. Fakat arkadaştan öğrendim, mikrocontroller programlamayı bu dönem gördüğümüz bilgisayar organizasyonu dersinin sonunda görecekmişiz. 

Coğrafyam iyidir, ülkeler hakkında az buçuk bilgi sahibiyimdir ama Slovakya hakkında hiçbir bilgim yoktu. Abim hostel filmini ve internetteki bazı yorumları göstererek "Burası Avrupanın harlemine benziyor." dedi. Biraz da kendim araştırdım ve Erasmus için ideal olduğunu çünkü çok ucuz olduğunu öğrendim. (Bunları ilk marketten alışveriş yaptığım günde yazıyorum, öyle harbiden.) Ayrıca Avusturya, Macaristan ve Çek'e komşu ve oldukça yakın yani rahat rahat yurtdışını gezme olayı da var. (Ki şu an benim kaldığım şehir Slovakyanın kuzeybatısında yani epey yakın buralara.) Hem üniversite stajı, hem yurtdışı olunca ve 2.sınıf stajı bulmanın zorluğunu da düşününce en iyisi başvurayım dedim.
"Haa, yani bu yapacaklarım bu dönem gördüğüm bir dersin devamı niteliğinde olacak." diyip ikincisine başvurdum. Başvuru dediğim, sekretere ikinci pozisyona talibim yazdım.

Ertesi gün kabul edildiğime dair mail geldi. Muhtemelen bu stajın maili arada kaynadığından fazla kişi görmedi, benim de not ortalamam yüksek olduğundan kolayca seçildim. Niyet mektubu ve cv istediler bir de form. Niyet mektubu yazdım, "Doktora istiyorum, üniversitede çalışmak enfes olacak, Avrupada yaşamak nasıldır merak ediyordum zaten, aha derste de bunları bunları öğrendim." falan yazdım. Şu an biliyorum ki derste öğrendiğim şeyler stajın tanımıyla alakasız ama neyse. Mektubu yanında bomboş bir cvyle gönderdim.

Bir kabul mektubunun ardından bir sürü evrak vs. gönderdiler. 200 lira staj harcı yatırdım. (Bunu niçin istediler bilmiyorum.) Sigorta yaptırdım. Birkaç form felan doldurdum. Bunları gönderdikten sonra bir daha (Bilkentteki) hocadan mail vs. gelmedi fakat IAESTE'de staj koordinatörü olan ve kendisi de öğrenci olan bir abi benimle irtibata geçti.

Planlar:

Kabul mektubunu alınca yani iş ciddiye binince oraya nasıl gideceğimin planını yapmaya koyuldum. Önce uçağı halletmem gerekiyordu tabii. Bratislava (Slovakyanın başkenti) uçak biletine baktım 1000 lira tutuyordu yuh dedim. Sonra baktım ki Viyanaya  400 küsür liraya gidip dönmek mümkündü, zaten millet öyle yapıyormuş, çünkü Viyana-Bratislava arası 1 saat ve havaalanı çıkışında direkt otobüs var. Fakat 55 euroya gidiş dönüş Budapeşte biletini görünce ona saldırdım. Wizzair diye bir şirket, böyle ucuz uçuşlarla tanınıyor yalnız bagajdan sağlam kitliyor. Checked-in baggage (yolda yanınıza almadığınız büyük bavul) koymak bilete 50 euro daha ekledi, aslında Viyana biletinden çok bir şey farketmedi fakat Budapeşteyi gezmek yanıma kâr kaldı diyebilirim. 

Bundan sonra bir de otobüs biletini ayarladım. Uçaktan indiğim gibi taksiyle otobüs durağına gidip otobüsle Bratislavaya gidecektim. Orada yemeğimi yiyip bir gece 4 kişilik hostelde kalıp ardından staj yapacağım şehre yani Zilinaya geçecektim. Bratislava otobüsünü yakalayamama riskini düşünüp bu planı değiştirip bir gece Budapeşte'de kalmaya karar verdim (Budapeştedeki tek kişilik hostel fiyat olarak Bratislavadaki 8 kişilik hostele denkti.)

Koordinatör:

Gelmeye bir hafta felan kala facebooktan staj koordinatörüm olduğunu söyleyen biri benimle irtibata geçti. Özetle benim her şeyimle ilgileneceğini, boş vakitlerimizde beraber partilere, gezilere ve Slovakya'nın doğal güzelliklerine gideceğimizi söyledi. İyi bir adama benziyordu. (Öyle zaten, neden böyle konuştuysam. Biraz fırıldak biri ama.) Kimler var dedim, şu an bir tane Amerikalı bir tane de Pakistanlı varmış, benim geleceğim hafta da bir tane Hindistanlı gelecekmiş, ay sonunda ise Türkiye'den, Makedonya'dan ve Kanada'dan gelen olacakmış. Bir de bana birkaç hiking videosu attı. Slovakya'nın dağlarının ve doğal güzelliklerinin meşhur olduğunu öğrenmiştim. Gelirim dedim ben de. (Gelemedi.)

Havaalanı: 

Wizzairin garip kuralları var. İki türlü kabin (uçağa alınan) bagaj tipi var, küçük çanta almak beleş fakat belirli bir ölçüyü geçince kesiyorlar cezayı. Sıradan bir sırt çantası küçük çanta (small cabin bag) yerine geçiyor fakat sırt çantasından büyük bir çanta için ekstra para ödüyorsunuz veya ceza yiyorsunuz. Bu olaydan dolayı wizze epey lanet okumuşlar internette. Ben bunları iyice araştırıp gittiğimden bir problem olmadı. Yalnız epey bir kuyrukta beklememiz gerekti. Ardından pasaport kontrolüne gittim. Polis pasaporta şöyle bir baktı sonra herhangi bir soru sormadan geçirdi. Sonra kemerin dahi çıkarıldığı ikinci bir güvenlikten geçtim ve uçağımın kalkacağı kapıyı aradım. Yukarıda bir tabelada uçuşlar ve kapıları liste şeklinde yazıyordu. Kapıyı buldum ve oraya gittim. Sıradaki uçuş kapının önündeki lcd'de yazıyordu ve uçuş 30 dakika ertelenmişti. (İyi ki planı değiştirmişim yani.) Ardından beklemeye başladım, biraz etrafı gezdim, mcdonaldsta whopper 22 liraydı yuh dedim, duty free shopa girdim bir şey almadan çıktım. Sonra bekleme odasına geldim, sonra bir abla çıktı 202B!11!! diye bağırmaya başladı, yani kapıyı değiştirdi ve topluca başka bir yere gidip sıra olduk.

Uçuş:

Aslında bedava olan small cabin bagdeki kısıtlamanın nedeni önünüzdeki koltuğun altına sığması gerekmesiydi fakat uçağa girince herkes çantalarını kafalarının üzerindeki raflara koydu. ("Aman laptopuma zarar gelmesin." diyen ben hariç tabii.) Cam kenarındaki yerime oturdum. Camdan uçağın kanadını en ince ayrıntısına kadar görebiliyordum fakat manzarayı seyretmek için kafamı arkaya dönüp arkadaki camdan kopya çekmem gerekiyordu. Yanıma ortayaşlı bir çift oturdu. Muhtemelen Türkiyedeki gezilerinden memlekete dönüyorlardı fakat ben neden amcanın uçak boyunca Türkiye rehberi okuduğunu anlamadım öğrendiklerini mi tekrarlıyordu yoksa bir daha mı gidecekti acep. Neyse. 

Uçuş başladığında önce bi nutkum tutuldu, hızlı trene binmiş gibiydim, kalkarken epey heyecanlandım. Sonra tabii alıştım olaya ve arka camdan manzarayı izlemeye koyuldum. Bulutlar o kadar da yüksekte değilmiş, onu gördüm. Belli bir süre sonra üzerinden uçtuğumuz şeyin deniz mi yoksa gökyüzü mü olduğunu kestirememeye başladım. (Aşağıda ufak bir cisim vardı, zannedersem gemiydi.) Yolculuğun 1 saat sürmesini bekliyordum ama 2 saat sürdü. Sonra çaktım köfteyi, saatler 1 saat geri alınmıştı!

Uçaktan indiğimde karşımda 2 tane içi dolu otobüs buldum. Bu otobüs insanları havaalanı binasına geri taşıyordu. Bavulu bundan önce mi sonra mı almam gerektiğini anlayamadım neyse ki şu uçakta yanıma oturan Macar amca bavulu nerede alacağımı tarif etti de uçakların orada öyle kalmadım. 

2 yorum

Bu yorum yazar tarafından silindi.

Haklısın, bizim okulda bu kulüp olmadığı için ben biraz kaymağını yemiş gibi oldum, fakat düzenleyenler de yazın yabancılarla takılıp partilere giderek keyfini sürüyor ama, bence tam bir win-win durumu :)

Reply

Yorum Gönder