YGS LYS Soru-Cevap 2

Önceki Soru-Cevap yazısının linki: http://azimliyazar.blogspot.com.tr/2014/02/ygs-lys-soru-cevap.html

Önceki yazıda çok fazla mesaj bulunduğu için yükleme konusunda soru çıkıyor. Bu yüzden yeni soru-cevap mekânı burasıdır. Önceki yazıya sorduğunuz soruları cevaplayacağım ama.

Transfer 2!! adlı yazıda sorduğunuz soruları unutmadım, soranların hepsi 11.sınıf olduğu için arkadaşın finallerinin bitmesini bekleyeceğim.

Kurallar hâla geçerli, çok genel veya müneccimlik isteyen sorular sormayın lütfen. Sorarsanız da sorunuz yayınlanmaz

Attığınız yorumlar denetim kısmına geliyor, bu yüzden siz göremiyorsunuz. Belli bir zaman sonra denetimden kaldırım kaldırdığım gibi cevaplıyorum. Geri dönüş sürem 2 gündür. Genelde bundan erken oluyor ama. 

Not: Yazın ne yapmalıyım tarzı sorular gelecek şimdi o yüzden baştan söyleyeyim, 31 Mayıs - 3 Haziran arasında "Yazın Ders Çalışmak" yazısını güncelleyeceğim, böyle tarih verip ileriye atmamın nedeni buradaki yani Bilkentteki birkaç arkadaşa da danışmayı düşünüyorum. Daha detaylı bir rehber yazacağım. Bu konudaki görüşlerim hala YGS Sayısal yerine LYS çalışmanın daha mantıklı olacağı yönünde (YGS kolay olduğu için). Ama her kitleye farklı bir şey önermek lazım, daha doğrusu dürüst denklem çözmeyen birinin limit çalışması abes kaçar. 

Ama yazın yapacağınız çalışmanın o kadar da kritik ve aşırı belirleyici bir durum olmadığını da bilin. Ben de sormuştum daha öncesinde 1000. olan bir arkadaşıma. Cevabı tam hatırlamıyorum da "ufaktan şu kadar çöz şu kadar çalış daha sonra tempo kendiliğinden artar zaten." tarzı bir şeydi. Evet tempo kendiliğinden artıyor. Dershanelerin açılması ile YGS arasında 7 ay var bu süreçte konuların %80'i çok rahat biter. YGS zaten biter. "Ben yazın az çalıştım geç kaldım vah vah" lık bir durum yok yani. Önemli olan eylülden itibaren tempoyu arttırarak çalışmak, yatışa geçmemek. Geçen sene birinci olan arkadaşım Fatih Aslan çalışmaya ağustosta başladığını, ayrıca sadece bir dershane geneli sınavda birinci olduğunu başka hiçbir Türkiye çapındaki sınavda birinci olamadığını söylüyor. :) He tabii o adam İzmir Fen liseli ve olimpiyatçı, ama yine de ilk "Yazın Ders Çalışmak" yazımda belirttiğim gibi yazın günde 8 saat ders içeren bir program yapmak başarının anahtarı değil (çünkü iki hafta sonra yatışa geçiyorsunuz), yavaştan (3 saat gibi) başlayıp eylülden sonra (dershane size ödev verdiğinde, denemeler durumunuzu apaçık ortaya koyduğunda) tempoyu arttırarak konuları öğrenmekte.

***

Soru sormak isteyenleri "En yeni yazının altına yorum atma" telaşesinden kurtarmak, başkalarının sorularını incelemek ve başkalarının sorularına cevap verebilmenizi sağlamak, ayrıca yakında yapmayı düşündüğüm yeni transferin okuyucu kitlem hakkında izlenim edinmesini sağlamak adına bu başlığı açmayı akıl edebildim sonunda. :)

Sorularınızı elimden geldiğince cevaplamaya çalışıyorum. Yalnız sorarken şunları göz önünde bulundurun:

***Altın Kural: Blogu en başta 12.sınıf sayısallar için yazdığı söyledim. Çünkü ben öyleydim. O yüzden cevap verirken hep ona göre veriyorum. Bu gruptan değilseniz sınıfınızı ve alanınızı belirtin. Eğer sayısal değilseniz fazla yardımcı olamayacağımı da bilin.

1- Ben de sizin kadar olmasa da meşgulüm. Mühendislik okumak zor iş evet. Gerçi tıp okusaydım bu blog hiç varolmazdı da neyse :)
2- Sorularınızın birçoğunun cevabı blogta mevcut. Arama özelliğini kullanmaktan çekinmeyin.
3- Özel sorularınızı mailden sorabilirsiniz ama mümkün olduğu sürece buradan sormaya çalışın.
4- Sorularınız ne kadar spesifik ve detaylı olursa, gerek benim cevaplarım gerek başkalarının cevapları o kadar detaylı olur bunu unutmayın.
5- 11.sınıf arkadaşlar soru sormadan önce "Ara Sınıflara Tavsiyeler" isimli yazıyı okusunlar. Herkes 11.sınıf mı çalışayım YGS mi diye soruyor. YGS çalışıp çok başarılı olanlar var evet. Ama ben YGS çalışmadım ve bunu nedenleriyle birlikte yazdım. Gerisi size ve sizinle birlikte hareket edecek dershane/okul'a kalmış. (Not: Bu arada 11.sınıf olup da günde aksatmadan 10-20 paragraf sorusu çözün tavsiyeme uyup da güzel sonuçlarla gelenler oldu bu da bir dipnot olsun size.)


Şu tip sorulara malesef cevap veremeyeceğim..
1- "Hiç çalışmadım. Napmalıyım?", tarzı oldukça genel sorular.
2- "MF'yim ne yapmalıyım?", tarzı zaten ne yapmanı söylemek için blog açtığım ve içini yazılarla doldurduğum sorular. (Evet berbat bir cümle oldu.)
3- "Final mi güvender mi?" tarzı hiç çözmedim kaynakları karşılaştırmamı bekleyen sorular. (Çözdüklerimi yazdım zaten.)




Şu tip soruya hemen cevap vereyim:
- Azimliyazar üniversiteye geldin dötün mü kalktı? Ne bu havalar?

Cevap: Vallahi kardeş bu üniversite işi o kadar kolay bir iş değil. :)) Eve ödevlerimi ne zaman yapacağımı planlayarak geliyorum, mailimi açıyorum oradan da ödev yağıyor. Bilgisayar mühendisliği okuduğum için bir de yazılım alanında kendimi geliştirmem gerekiyor. Dizi izliyordum, oyun oynuyordum, bıraktım. Doğal olarak bloga yazın verdiğim kadar önem veremiyorum. En az 60-70 tane yazı yazdım. Bunun üzerine aynı şeyleri yazmamı benden bekleyenleri görünce her zaman eskisi kadar yardımcı olamıyorum.

Benim amacım akademisyen olmak. Yani şu anda yapmaya çalıştığım gibi ileride de öğreten biri olmak istiyorum. Akademisyen olmak için üniversitedeki not ortalaması önemlidir. İyi bir not ortalaması yapmak ise zor iştir. Sınavlara iyi çalışmanın yanı sıra projeler, ödevler, kompozisyon vs. hepsinden iyi puanlar almak gerekir. İşte siz başınızdaki sınav belasıyla uğraşırken biz de böyle şeylerle uğraşıyoruz. :) Ha sizin durum epey kötü, ama geçici, şunun şurasında 5 ay filan kaldı. Sabredin.

Yatmaya Karşı Önlem

Selamlar, önceden devamsızlıkları kullanırken hepsi sona bırakılıp toplu halde kullanılırsa yatışa sebep olabileceğini söylemiştim.

Şu an böyle bir ruh hali içindeyseniz, okula gidin. Telefonunuzu evde bırakıp okula gidin. Yapacak daha zevkli bir şey bulamayacağınız için muhtemelen ders çalışacaksınız. Sorun da  hallolmuş olacak.

İyi çalışmalar.

Finaller Dolayısıyla

Finaller ve bitmek bilmeyen projeler dolayısıyla bir süre sorularınızı cevaplamam normalden uzun sürebilir.

Alakasız olacak ama, bu sefer benim de biraz yardıma ihtiyacım var; film izlemeyi sevenen, film tarihi hakkında az buz bilgisi olan baksın Film Tarihi finalimin sorusu. Her hangi fikir benim yeni fikirler üretmemi sağlayabilir:

Önsöz: Fransız Yeni Dalga film tarihinin son film hareketi/akımı sayılır. Film teknolojisiyle ilgili son gelişmeleri ve bu gelişmelerin sanat filmleri / maddi gelir amaçlı çekilen filmler  / kültür tanıtan filmler üzerindeki sonuçlarını düşünün. Eski film akımlarını ve 1950-60'ta gelen Fransız Yeni Dalga'dan sonra önemli bir film akımının gelmemesini düşünün. Ve tabii bugünkü durumu (sosyal, politik, teknolojik) düşünün.
Soru: Sizce yeni bir film hareketi/akımı mümkün mü? Gerekli mi? Bu ne olabilir? Neyi başarabilir?

Bilgi sahibi olmanız gerekmiyor en ufak düşünce kırıntısı bile işimi görebilir.

Güncelleme: Finali verdim, cevaplarınız çok işime yaradı, hepinize çok teşekkür ederim.

Yazın Ders Çalışmak yazısı güncellenecek

En çok kafa karıştıran bu yazımı finallerim bitince (28'inde bitiyor) güncelleyeceğim. Gerçi söylediklerimin yine arkasındayım; yazın YGS yardırıp dershaneye başladığınızda yine YGS görüp yardırmaya devam edeceğiniz çok muhtemel olduğu için YGS'den sonra sıkıntılı zamanlar yaşabilirsiniz. Tabii 12.sınıf sınavlarının yükü cabası. Dolayısıyla hala söylediğimin arkasındayım ama söylediklerimi biraz açmam gerekecek.

Takipte kalın.

Transfer 2!!

Güncelleme: Transfer 2 yattı beyler kusura bakmayın. Tam final haftasına denk geldi o yüzden çok da baskılayamadım adamı. 

Merhaba arkadaşlar. İkinci transferi de an itibariyle yapmış bulunmaktayım. Yine Bilkentten, oldukça yetkin ve reis biri. Kendisi YGS-LYS çalışmaya ağustosta başladığını söylüyorum, bu yüzden şu anki 11.sınıflara yardımı dokunabileceğini düşünüyorum. (Ha ama adamın önceden de dersleri sağlam, temeli yok diyemeyiz.) LYS'ye bir buçuk ay filan kaldı şu anki arkadaşlara ne kadar yardımı olur bilemem.

Sorularınızı sorabilirsiniz. Bana sormanızı istemediğim ("MF'yim ne yapmalıyım?" tarzı) soruları ona da sormamanızı rica ediyorum. Derdini açık açık anlatan herkese elinden geldiğince yardım edecek.

Yalnız bu aralar proje mrojeyle filan uğraştığımız için ve finaller yaklaştığı için geri dönüş yapacağına söz veremiyorum. Böyle bir durum olursa lütfen bana darılmayın.

İyi çalışmalar

Sınav Mayıs Ayında Kazanılır!

Selamlar. İlk defa bir yazım tamamen "kopyala-yapıştır" dan ibaret olacak. Çünkü yazmaya niyetlendiğim yazıyı benden daha önce birileri yazdı. Hatta bu yazıdan ben de nasiplendim bir yıl önce. Gerçekten müthiş bir yazı. Aslında şimdi tekrar okuyunca farkettim ki bir çoğunu farketmeden blogta kullanmışım. Yazı aklımda kalmış.

Selam sana Ordu Gölköy Anadolu İmam Hatip Lisesi!

Kaynak: http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/52/07/191849/icerikler/sinav-nasil-kazanilir_381375.html

ÖĞRENCİ SINAVI MAYIS AYINDA KAZANIR
Mayıs ayı, öğrenci için bir bahar değildir. Kendisini, Mayıs ayında baharın çarptığını düşünüp, derslerin peşinden koşmayı bırakmasıdır. İşte asıl sorun da budur.
Mayıs ayında dersi bırakan, çalışmayan, ne yapacağını bilmeyen ve yanlışlarında ısrar eden, çok sayıda öğrenci tipi çıkar karşımıza.
Oysa Mayıs ayındaki kopmayı engelleyen eğitimci de, kurum da, aile de başarıda büyük bir pay sahibi olacaktır.
Mayıs ayı geldiğinde, öğrencinin “zaman kalmadı” psikolojisine kapılarak, düşüncelerini tek bir noktaya toplayamaması, onun öğrenmesinin önündeki en büyük engel olacaktır.
Bu psikoloji ile öğrenci, dersleri tekrar mı edeyim, yoksa sadece eksik olduğum konulara mı çalışmalıyım düşüncesine saplanır kalır.
Mayıs ayında öğrencinin elinde adeta bir büyüteç vardır. Öğrenci bu büyüteçle sorulara bakar ve soruları gözünde büyütür. Diğer yandan sınava giren arkadaşlarına da büyüteçle bakar.
Ancak, kendisine bakarken elindeki büyüteci bırakır ve kendisini, bilgisini, doğru yaptığı soruları çıplak gözle değerlendirir.
Yani Mayıs ayında öğrencide ters orantılar yaşanmaya başlar. Soruları gözünde büyütürken, kendisini küçültür, kendisini yetersiz görürken arkadaşlarını daha yeterli bulur. Bilgilerini küçümser, eksiklerini gözünde büyütür.
Mayıs ayında öğrenci, “sınava daha çok var” düşüncesi ile sınav geldi psikolojisi arasında gidip gelir.
Bu psikoloji, onun çalışmasını azaltması ve çoğaltması şeklinde kendisini ortaya koyar.
Öğrencinin, sınav bir an önce olsa da kurtulsak düşüncesi, onun, başarısızlık korkusu yaşadığı anlamına da gelir, dinlenmeden çalıştığı için yorgun düştüğü anlamına da.
Sınava daha çok var, düşüncesi ise net olarak, sınavdan ve alınacak olan sonuçtan çok korkulduğunu gösterir.
Mayıs ayı öğretmenlerin de yorgun olduğu ve öğrencileri testlere yönelttiği aydır. Bu tarz bir çalışma öğrenci için de çok kolay olduğu için yaygın olarak tercih edilen çok yanlış bir uygulamadır.
Oysa Mayıs ayı %70 eksik konulara çalışmakla, %30 da öğrenilmiş konuları, konuları tekrar etmek ve test çözmek şeklinde değerlendirilmelidir.
Aslında Mayıs ayında öğrencideki psikolojinin temelli “konular bitti” mantığı üzerinden gelişir. Oysa konuları bitiren öğretmen, öğrencinin konuları bitirmesi için, daha o konuya çok sayıda uygulama ve tekrar yapması gerekmektedir.
ÖĞRENCİ BİLDİĞİ KONUYA NASIL ÇALIŞMALI?
Öğrencinin, bildiği bir konuyu aynı kapasitedeki ders notlarını okuyarak çok sık tekrar etmesi durumunda kafasındaki bilgi matlaşır ve bilgiye karşı duyarsız hale gelir.
Bunun için öğrenci bildiği konulara çalışırken şunlara dikkat etmelidir:
1. Konu tekrarına geçmeden önce mutlaka o konuyla ilgili 10 soruluk bir test çözüp o konunun hangi noktalarındaki bilgisinin zayıfladığını saptamalıdır. Yani teste adres sormalıdır.
2. Bu testten sonra hemen, o sorulardan hareketle o konuyu tekrar etmelidir.
3. Tekrardan sonra yine küçük bir test çözerek bilgiyi pratiğe dökmelidir.
Yani;
Test – Konu – Test sırasını kullanmalıdır.
ÖĞRENCİ EKSİK KONULARA NASIL ÇALIŞMALI?
Öğrenci eksik olduğu konulara asla test çözerek çalışmaya başlamamalı.
Öncelikle, o konuyu çok geniş bir şekilde çalıştıktan sonra hemen bir test çözmelidir.
Bu testlerde çıkan yanlışlarını iyi inceleyip tekrar o konuya çalışmalıdır.
Konuyu ikinci kez okuduktan sonra, yeni bir test daha çözmelidir.
Yani;
Konu – Test – Konu – Test sırasını kullanmalıdır.
ALTIN GOL ATMAYINIZ
Öğrenciler ya dersanelerin deneme sınavlarında, ya da dersane kuruluşlarının (ÖZDEBİR, TÖDER gibi) sınavlarında yüksek bir puan alarak girecekleri sınavdaki başarılarını önceden ilan etme peşinde koşarlar.
Öğrenci bu tür sınavlarda ya çok iyi bir puan alıp altın gol atar ve maçı, yani çalışmayı bırakır ya da kötü bir puan alıp, altın golü yiyip, maçı yani çalışmayı bitirir.
Oysa öğrenciler şunu çok iyi bilmeliler ki, bu ÖZDEBİR – TÖDER gibi kuruluşların yaptığı sınavlarda birinci olanlar, hiçbir zaman gerçek sınavda birinci olamamışlardır bugüne kadar.
Deneme sınavının adı ne olursa olsun, orada aldığınız sonuçlar asla, gerçek sınavın sonuçlarının kesin habercisi olamaz. Bu sınavlar sadece konulardaki eksikliğinizi gösterir. Bu sınavlar, adeta bir antrenmandır ve bundan öte de bir şey değildir.
Mayıs ayı, eğitimciler ve aileler tarafından, çok iyi analiz edilmeli. Bu aydaki öğrenci tepkileri dikkatlice incelenmeli.
Özellikle bu aylarda öğrenci motivasyonu ve doğru çalışma yollarının öğrenciye anlatılması çok önemlidir.
Bu aylar rehberliğin en önemli olduğu aylardır. Çünkü bu aylarda öğrencilerde sorun acilleme eğilimi yüksek olur.
Sorun acilleme, sınav günü ortaya çıkabilecek aksiliklerden oluşan bir koleksiyon yapıp, kafanın sürekli bunlarla meşgul olmasıdır.
Öğrencilerin rehberlik servislerinde sürekli olarak bu tür konuları gündeme getirmesini, rehber öğretmenler, sadece onları öğrenme ve çalışma programına çekerek engelleyebilirler. Rehber öğretmen öğrencinin bu kaygılarını sadece iyi bir çalışma ve konuları öğrenme yoluyla kafasından sileceği gerçeğini bilerek hareket etmeli ve ona kolay öğrenme programı yapmalıdır (Köşe Yazılarımızdaki Öğrenme Programı Yapmak adlı makalemize bakınız).
Öğrencinin, sanal sorunu dediğim, sınav günü aksilikler senaryosu”nu, öğrencinin de farkında olmadan, onun zihnini derslerle meşgul edecek bir rehberlik hizmeti verilmelidir.
Zaman nasihat ve sonu çalışmaya, öğrenmeye çıkmayan yolları göstermek zamanı değildir.
Zaman öğrenci konu eksiklerini nasıl giderir, başarısız olduğu derslerdeki başarısızlığının nedeni nedir, neler yapılmalıdır. Konu mu çalışmalı, test mi çözmeli, ne kadar konu tekrarı yapmalı, evde ne kadar, dersanede ne kadar çalışmalı gibi sorulara doğru yanıtlar ve doğru çözümler bulma zamanıdır.
Değerli veliler, değerli öğretmenler ve rehber öğretmenler, öğrenci sınavı Mayıs ayında kazanır ya da Mayıs ayında kaybeder. Çok dikkatli olalım.